top of page
  • Rıdvan Demir

YAHUDİ KAYNAKLARINA GÖRE TEVRAT






Prof. Dr. BAKİ ADAM [1]

PINAR YAYINLARI

Hazırlayan

Rıdvan DEMİR

2011

KİTAP TANITIMI

(özet bir çalışma)

TEVRAT (Torah) TARİHİ


1. Rabbani kaynaklarda, dünyanın yaratılışından önce Tevrat Allah katındaydı.

2. Rabbani mitolojide, Hz.Adem ile Hz. Musa arasındaki durumu tasvir edilmiştir. Tevrat'ın

İsrailoğulları'na verilmeden 974 nesil önce yaratılmış ve Tevrat, dünyanın yaratılışında bir plan vazifesi

görmüştür.

3. Zıt görüşler olmak ile birlikte genel olarak Rabbani gelenekte, Tevrat'ın Mişna ve Gemara (Talmud) ile birlikte bir defada, 40 günlük sina dağı buluşmasında verilmiştir. (Kur'an'da, Kur'an için ' tenzil ’, Tevrat için ise ' inzal ' kelimelerinin kullanılmasından hareket ile İslam alimlerine göre Tevrat'ın bir defada indiği kanaati hakimdir.) daha sonra Hz. Musa, Tanrı ile Sina Dağı'nda 1. görüşmesinin ve Tevrat'ı almasının ardından Tanrı'nın sözlerini tek tek yazmıştır.

4. Hz. Musa, Taş Levhalar, Torah ve Mitzvayı almak için Yeşu ile birlikte Sina Dağı'na Tanrı ile 2. görüşmeye gitmiştir. Bu buluşma 40 gün 40 gece sürmüştür. (Tevrat'ın olayları anlatım düzeni dikkatlice takip edilice vahy sürecini kronolojik olarak çıkarmak mümkün değildir.)

5. Allah'ın parmağı ile yazmış olduğu Taş Levhalar ile Hz. Musa Sina'dan dönmüştür.

6. Elinde 2 Taş Levha ile Sina'dan dönen Hz. Musa, İsrailoğulları'nın buzağıya taptığını görünce öfkelenmiş ve elindeki Taş Levhaları yere atarak kırmıştır.

7. Tanrı, Hz. Musa'ya Taş Levhalar alıp yontmasını istemiş ve sonuçta Sina'da bu Taş Levhalara 10 emri ve (Mitzva'yı yani 613 emri) yazması istenmiştir. Hz. Musa her iki Sina Dağı görüşmesinden de Torah ve 10 emri alarak inmiştir. (torah ve elvah verileceği söylense de sadece 10 emir ile döndüğü ifade edilmiştir ve bu bir problemdir.)

8. Rabbani gelenekte Tevrat'taki seferde inmiştir. Tevrat incelendiğinde ise parça parça indiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Hz. Musa'ya vahyin, Sina'dan önce geldiği görülmektedir. Tüm bunlar Tevrat'ın sadece Hz. Musa'ya ait olmadığı izlenimini vermektedir.

9. Tevrat'ın birkaç yerinde Musa'ya yazması emredilmiştir. Ancak bu yazma düzenli kayıt tutma gibi bir mana ifade eder. Metinler dikkatlice incelendiğinde Hz. Musa'ya Tevrat'ı yazması değil cümlenin önce ve sonrası dikkate alındığında düzenli olarak olayları kaydetmesi gerektiği sonucu anlaşılmaktadır.

10. Tevrat'ta, Hz. Musa'nın Tevrat'ı yazdığı ve sonra Ahid Sandığı'nın yanına /içine koymaları için Levioğulları Kohenlere teslim ettiği açıkça ifade edilmektedir.

11. Musa'nın Tevrat'ı, Kohenlerden Ahid Sandığı'na koymalarını istemesini takiben Tevrat'ın muhtevası ve hatta Hz. Musa'nın ölüm ve defin işlemleri devam eder. (Bu açıklama gerektiren bir başka problemdir.)

12. En azından Hz. Musa'ya verilen Tevrat ile bu Tevrat aynı değildir. Sonradan ilaveler olunan bir durum sözkonusudur.

13. Tevrat'tan sonra yer alan Yeşu kitabına göre Hz. Musa'nın hizmetkarı ve halefi Yeşu Tevrat'ı yazdığına işaretler vardır. (Veya daha snraki yüzyıllarda yaşamış ve diğer kültürlere aşina kimseler tarafından kaleme alnmıştır.

14. Torah'ın diğer 4 kitabından farklı bir üslup taşıyan Tesniye ölümündeki parantez içi açıklamalar farklı kalemlerin işin içine girdiğini gösteren işaretlerdir. Bu ise geleneksel Yahudi anlayışına aykırı bir durumdur.


BUGÜNKÜ TEVRAT'IN OLUŞUMU


15. Hz. Musa'nın 13 Tevrat nüshası yazdığı, standart ana nüsha olarak kabul edilen bir nüshayı da Kohenlere, Ahid Sandığı'na koymaları için verildiği ifade edilmişti. Taş Levhalar da bu sandığa koyulmuştur.

16. Hz. Musa 120 yaşında vefat etmiş ve yerine hizmetçisi yeşu geçmiştir. Yeşu Tevrat'a sıkıca uymak ile emrolunmuş ve vadedilen topraklara onun önderliğinde girilmiştir. Kohenler Ahid Sandığı'nı göç kafilelerinin önünde taşımış ve İsrailoğulları'na yolculuk sırasında rehber olmuştur.

17. Tanrı, Yeşu aracılığı ile her kabilenin Ürdün'den bir taş almasını istemiş, İsrailoğulları Ürdün'e (Erden / Yardan) gelince dikit taşları üzerine birkaç farklı yerde Tevrat'ı (veya 10 emi ya da 613 Mitzva'yı) yazmış ve üzerini kireçle kaplatmıştır. Diğer milletlerin yazıcıları da bu dikitlerdeki kayıtlı olan Tevrat'ı Allah'ın onlara verdiği olağanüstü yetenekler sayesinde istinsah etmişlerdir. Yeşu da 110 yaşına varınca vefat etmiştir.

18. İsrailoğulları'ndan Yeşu'dan sonra başıbozukluk ve isyan çıkmış böylece başka kavimlerin hakimyeleri altına girmişlerdir. Bu esaret döneminde Ahid Sandığı ve Tevrat, İsrailoğulları arasında hiç sözkonusu olmamıştır. Ayrıca Tevrat; Hakimler (Şoftim) ve Kral Saul döneminde hiç okunmamıştır. Ahid Sandığı bu dönemde bir tabu olarak görülmüş ve ona hiç dokunulmamıştır. Hatta bu dönem içinde Kral Davud (Hz. Davud) onu Kudüs'e götürmek istememiştir.

19. Peygamber Samuel zamanında İsraloğlları tekrar hak yol girmiş ve eskiden olduğu gibi Ahid Sandığı işlerinde öncülük etmişlerdir. Fakat sandık fFlistililerle yapılan bir savaşta Filistililerin eline geçmiştir. (Ahid Sandığı ile birlikte Tevrat'ta Filistililerin eline geçmiştir.) Ahid Sandığı 7 ay Filistililerin elinde kalmış, fakat daha sonra başlarına belalar gelmesi sebebiyle Filistililer onu geri vermiştir.

20. Kral Davud tahta çıkınca, İsrailoğulları, Saul'ün günlerinde aramadkları Ahid Sandığı'nı Kudüs'e getirmek istemişlerdir. Bunun üzerine Kiryat Yoarim denilen yerde bulunan Ahid Sandığı'nı Kudüs'e getirmiş ve Davud'un hazırlattığı çadırdaki yerine koymuşlardır.

21. Davud'dan sonra oğlu Süleyman (Hz. Süleyman) tahta çıkınca (ö. MÖ. 920), krallığının 4. yılında, Mısırdan çıkışın 487. senesinde, Mabed'i (Bet Ha-Miktaş) inşa ettirmiş ve Ahid Sandığı'nı bu Mabed'e yerleştirmiştir. Sandık açılınca içinden 2 Taş Levha'dan başka hiçbir şey çıkmamıştır. (1. Krallar, 2. Tarihler)

22. Kral Süleyman'dan sonra Tevrat'a karşı düşmanca bir tutum dönemi başlamıştır. Kuzeydeki İsrail Krallığı, güneydeki Yahuda Krallığı, Tevrat'tan ve dinden yüz çevirmişler ve Tevrat'a karşı düşmanca bir tutum dönemi başlamıştır. Bu dönemde, MÖ. 841'de Yahuda kralı Ahezya, Tevrat'taki Tanrı'nın kutsal isimlerini çıkartmış ve yerlerine put isimlerini koydurtmuştur. MÖ. 736-716 yılları arasında hüküm süren Ahaz Tevrat okumay yasaklamış ve bunun için Mabed'deki Tevrat'ı mühürlemiştir. Onun döneminde pek çok Tevrat nüshası tahrip edilmiştir. Kral Amon (MÖ. 642-640) ise Tevrat'ı yaktırmıştır. Yahuda kralları arasında Tevrat'a karşı en ileri giden Menasseh (MÖ. 687-642), Ahazya gibi Allah'ın isimlerini Terat'tan çıkartmış ve yerine putların isimlerini koydurtmuş ve standart ana nüsha Menasseh'ten saklamak amacı ile Mabed'de gizli bir yere konmuştur. Son krallardan Yoşiya (MÖ. 640-609) zamanına kadar da bulunamamıştır. Menasseh ile Yoşiya'nın krallıkları arasında halk Tevrat'sız kalmış ve bu şekilde yaşamışlardır.

23. Kral Yoşiya (MÖ. 640) tahta geçene kadar Tevrat'a karşı bu düşmanca tutum devam etmiştir. Kral Yoşiya, halkı tekrar Tevrat'a ve dine döndürmüş ve Mabed'i tamir ettirmiştir. Tamir sırsında Baş Kohen Hilkiya tesadüfen Mabed'de Tevrat'ı bulmuştur (2. Tarihler, 2. Krallar). Baş Kohen Hilkiya bulunan Tevrat'ı anlayamamış ve Hulda adında kadın bir peygambere gidilerek Tevrat'ın bu sözleri hakkında bilgi istenmiştir. Buradan hareketle İsrailoğulları'ndan hiç kimsenin Tevrat'ı anlayamayacağı kadar uzun bir süre Tevrat'tan ayrı kalındığı ve Tevrat'ın başka bir nüshasının da ellerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. Tevrat'ın bulunuşunun ardından Baş Kohen Hilkiya'nın talimatı ile Katip Şafan, kral Yoşiya'nın önünde bulunan Tevrat'ı okumuş ve okunan metni kimse anlayamamıştır. Hz. Musa'ya verildiği söylenen Tevrat, Tekvin'in ilk bölümü ile başlarken Baş Kohen Halkiya'nın bulduğu Tevrat Tesniye'nin bir cümlesi ile başlaması sebebi ile Halkiya'nın Tevrat'ı ile Hz. Musa'nın sandığa koyduğu söylenen standart ana nüshanın aynı olmadığı sorununu gündeme getirmiştir.

24. Babil kralı Nebukadnessar (Buhtunnasr) MÖ. 587'de Kudüs'ü, Yahuda Krallığı'nın topraklarını işgal edince Kral Yoşi'ya Tevrat ve Taş Levhalar'ın bulunduğu Ahid Sadığı'nı Süleyman tarafından hazırlanmış olan Mabed'deki katakompa saklamıştır. Bu tarihten itibaren Hz. Musa'nın yazdığı söylenen standart ana nüsha ve 10 emrin yazılı olduğu Levhalar, Ahid Sandığı ile birlikte kayıplara karışmıştır. (Kudüs Talmudu'nun ifadesine göre bu nüsha hala saklandığı yerde durmaktadır. Rabbi Eliezer'den gelen bir rivayete göre Yahudiler, Tevratlarını Babil sürgününe giderlerken yanlarında götürmüşlerdir. Ancak uzmanlar bunu sadece bir yorum olarak kabul etmektedirler.) Sürgün döneminde Tevrat hakkında açık bir bilgi mevcut değildir (MÖ. 587-538). Kesin olaan sürgün döneminde Yahudilerin elinde satandart ana Tevrat nüshasının olmadığıdır.

25. Babil kralı Nebukadnessar MÖ. 562'de ölmüş, krallığı zayıflamış, 538'de Pers kralı Koreş (Cyrus) Yahudilerin tekrar Kudüs'e dönmelerine ve Mabedlerini yeniden inşa etmelerine müsaade etmiş ve böylece Yahudi tarihinde 2. Mabed dönemi başlamıştır. 2. Mabed döneminde bugünkü Tevrat'ın temelini ve aslını teşkil edecek çalışmalar yapılmıştır. Ezra başta olmak üzere onun kurduğu Knesset Ha-Gadol (Büyük Meclis) ve önde gelen üyeleri Soferim çalışmalar yapmış ve başta Ezra, Tevrat'ı yeniden yazıya geçirmiştir. Ezra geride kalarak kendi nesline kadar olan kısmı yazmış ve 2. kafile ile Babil'den gelmiştir. Bunun ardından Ezra, 40 gün boyunca yanına aldığı 5 kişilik bir grup ile yeni harf karakteriyle (kare karakterli Asuri yazı) ıssız bir yerde dikte etmiştir / yazdırmıştır. Takkanoth isimli Tevrat'ta ve gelenekte 10 değişiklik yapan Ezra ayrıca sözlü tüm geleneği de halktan dinleyerek toplamış ardından tüm metni halka okumuş, bunu hayat tarzı olarak benimsemelerini istemiş, Tevrat'ı haftalık okuma parçalarına bölmüş ve bazı harflerin ve zor kelimelerin yanlış okunmasına engel olmak için üzerlerine bazı noktalama işaretleri koymuştur. Bu noktalama işaretlerini Peygamber İşaya'ya soracağını ifade eden Ezra, ihtimal ki, kendisi ile karşılaşma imkanı bulamadığı için bugünkü Tevrat metninde Ezra'nın koduğu bu noktlamalar hala mevcudiyetini korumaktadır. Buradan hareket ile Rabbani anlayışın aksine Ezra'nın Tevrat'ını oluştururken ya farklı nüshalardan yararlandığı ya da hafızasından yazıya geçirdiği düşünülmüştür.

26. Knesset Ha-Gadol ve yeni Tevrat'a katkıları: Knesset Ha-Gadol (Büyük Meclis) Ezra tarafından kurulmuş 120 üyeli büyük bir meclistir. Bu 120 kişinin 30'u nevi (peygamberler), zıkanim (ileri gelenler) ve Soferim teşkil etmektedir. Rabbani anlayışta Knesset ha-Gadol, Tevrat'ın nakil senedinde bir halkadır. Bu nakil senedine göre Tevrat'ı; Musa Yeşu'ya, Yeşu Zıkanim'e, Zıkanim Neviim'e, Neviim de Knesset ha-Gadol'a nakletmiştir. Tevrat, Musa'dan Knesset ha-Gadol'a kadar elden ele ele hiç düşürülmeden günümüze kadar gelmiştir. Bu büyük meclisin en önemli görevi de zaten Eski Ahid metninin tespit edilmesi görevidir.

27. Soferim ve yeni Tevrat'a katkıları: Soferim; müstensihler ve yazarlar demektir. Tevrat harflerini ve kelimelerini saymak ve Tevrat'ı çoğaltmakla görevli bu kişiler, Babil Talmudu'nda en yetkili kimseler olarak görülür. Her ne kadar Soferim, Babil sürgünü dönüşünde Malaki ile son bulan peygamberlik kurumundan sonra Ezra'nın önderliğinde ortaa çıktığı söylenmekteyse de Tevrat dikkatle incelendiğinde 2. Mabed döneminden sonra Ezra ile birlikte başlamadığı, Yeremya peygamberin eleştirileri ile aslında Soferim'in Tevrat metni üzerinde değişiklik yapmış oldukları 1. Mabed döneminde de var olduklarını ve hatta 2. Mabed dönemi kadar etkin oldukları anlaşılmaktadır. Türkçe'ye Soferim'in tamiratları / düzeltmeleri olarak tercüme edilecek Tikkuney Soferim ile edebi süsleme ve güzelleştirme yapmak adına Tevrat metnine yerleştirme yapma şeklinde tercüme edilecek İttur Soferim'in varlığı Rabbani gelenekte ağır eleştirilere maruz kalmıştır.

[1]Ankara Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Dinler Tarihi Profesörü, Tevrat ve Yahudilik Uzmanı.

Comments


bottom of page